“KAMU 4G’YE GEÇİŞİN SAĞLANMASINDA KİLİT ROL OYNUYOR"

“KAMU 4G’YE GEÇİŞİN SAĞLANMASINDA KİLİT ROL OYNUYOR

Prof. Dr. İlhan Fuat Akyıldız, Türkiye’nin 4G’ye geçiş süreci öncesi atması gereken adımları ve özellikle frekans planlamasında dikkat edilmesi gereken hususlara dikkat çekerken, kamunun geçiş sürecinde kilit rolü olduğunun altını çizdi.



Georgia Teknik Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Telekomünikasyon Grubu Başkanı Prof. Dr. İlhan Fuat Akyıldız, LTE konusunda dünyanın önde gelen akademisyenleri arasında yer alıyor. Türkiye’de bu konuda son dönemde yaşanan gelişmeleri, yurt dışı uygulamaların tecrübeleriyle kıyaslayarak değerlendiren Prof. Dr. Akyıldız, Türkiye’de özellikle Ar-Ge alanında bazı anlayışların köklü bir değişime uğraması gerekliliğinin altını çizdi. 4’ncü nesil iletişim sistemlerinin teknik özellikleri ile ülke kalkınmasına, ekonomiye ve son kullanıcıya sağlayacağı faydaları anlatarak röportajımıza başlayan Prof. Dr. Akyıldız, şu bilgileri verdi:

“LTE ağının ilk ticari dağıtımının gerçekleştirildiği 2009 yılından beri operatörler bu uygulamada çok fazla güven kazanmış ve 7 Ocak 2015 itibariyle dünya çapındaki dağıtım sayısını 360’a çıkarmıştır. Fakat LTE 4G’nin sonu olmaktan ziyade temel LTE’yi oldukça geliştirecek yeni teknolojiler sunacak LTE-Advanced’e giden yolu hazırlamaktadır. LTE ve LTE-Advanced’in benimsenmesi o kadar hızlıdır ki 31 ülkedeki 49 operatör şimdiden LTE-Advanced’in ilk özelliklerini dağıtma çalışmalarına başlamıştır.”

 

Kullanıcılar söz konusu olduğunda 4G’nin en vurucu özelliğinin cep telefonu kullanıcılarına 1Gbps’e varan indirme hızları ve 500Mbps’e varan yükleme hızlarıyla yüksek hızlı geniş bant verisi sağlaması olduğunu kaydeden Prof. Dr. Akyıldız, 3G sistemleriyle karşılaştırıldığında bağlantı kurulum süresi ve geçiş süresinin azaldığını da sözlerine ekledi. 4G kullanıcılarının özellikle Skype ses ve görüntü hizmetleri gibi gerçek zamanlı hizmetlerin performansını artıran azaltılmış gecikmeyi deneyimleyeceklerini de ifade eden Akyıldız, “4G ayrıca frekans bandına bağlı olarak 220 mph’e kadar, hatta 310 mph’e kadar olan hızlarla hareket eden terminaller için geliştirilmiş hareketlilik sağlayacaktır. Ek olarak 4G farklı teknolojiler arasında çağrı veya veri iletişimi için sorunsuz geçişe olanak sağlayacaktır. Örneğin, kullanıcılar 4G ağında çağrı başlatabilir ve 4G kapsamından çıktıklarında hiçbir kesinti olmadan, sorunsuz şekilde 3G ve 2G ağlara geçebilirler. 4G ayrıca TV sağlayıcılarının kullanıcılarına 4G ağında Mobil TV yayını sunmalarına olanak sağlamaktadır. Ekonomi söz konusu olduğunda 4G hem kısa vadeli hem de uzun vadeli yararlar sağlamaktadır. Kısa vadede, 4G ağlarının dağıtımı yeni iş yatırımlarını ve yeni istihdam oluşumlarını tetikleyecektir. 4G yüksek hızlı kablosuz geniş bant bağlantısı sağlayarak kırsal alanlardaki ekonomik büyümeyi artıracaktır. Eğlence markaları, bulut hizmetleri, iş verimi araçları ve sosyal ağ hizmetleri 4G ağlarındaki kullanıcılara yüksek hızlı içerik sağlayarak bunu paraya çevirmeyi amaçlayacaktır. Uzun vadede, 4G yalnızca mevcut hizmetleri ve uygulamaları zenginleştirmeyecek, yenilikçi ve uygun maliyetli çözümler için kapılar da açacaktır. Örneğin, iş gücünün hareketliliği üzerinde 4G’nin yoğun bir etkisi olacaktır. Daha hızlı iletişime erişimle birlikte çalışanlar üretkenliklerini ve verimliliklerini artırabilir ve bu durum satışları, müşteri hizmetlerini ve kar oluşumunu doğrudan etkiler. Özellikle sağlık hizmetleri konusunda, geniş olarak ulaşılabilir, hızlı ve yüksek kaliteli iletişim insanların daha önce birçok kişinin elde edemediği zamanında tıbbi müdahale elde etmelerine olanak sağlayacaktır” diye konuştu.

 

“LTE’YE GEÇİŞ LTE-ADVANCED İÇİN BİR ARA BASAMAK OLMALIDIR”

 

2G’den 3G’ye geçişte olduğu gibi, 3G’den 4G’ye geçişin de evrimsel olacağı ve birkaç yıllık bir sürede gerçekleşeceğinin beklendiğini ifade eden Prof. Dr. İlhan Fuat Akyıldız, özellikle telefon üreticileri açısından mobil cihazların önümüzdeki birkaç yıl boyunca hem 3G hem de 4G özelliklerine sahip olmaya devam edeceğini, operatörlerin de yeni oluşan 4G dağıtımlarını halihazırda mevcut dev 3G altyapısıyla geliştirebilecek strateji ve çözümleri tanımlamak isteyeceklerini kaydetti.

En büyük hususlardan birinin, kullanıcıların LTE, HSPA ve GSM/GPRS ağları arasında geçiş yaparken mobil terminal oturumunun sürdürülmesi olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Akyıldız, geçiş sürecinde dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

“Bu, ücretlendirme ve faturalandırmanın yanı sıra esnek bağlantı ve hizmet farklılıkları sağlamak için çekirdek ağ teknolojilerinin Hizmet Kalitesi göstergeleri ve politika geliştirmeleri de dahil olmak üzere birkaç özelliğin birleşimini gerektirecektir. LTE’ye geçiş LTE-Advanced için bir ara basamak olmaktadır. Örneğin, GSA 2014 yılı sonu itibariyle 49 operatörün 31 farklı ülkeyi kapsayan LTE-Advanced dağıtımına sahip olduğunu bildirmektedir.

Kamu sektörü 4G’ye geçişin sağlanmasında kilit rol oynamaktadır. Öncelikle hükümet ülke sınırları içerisinde spektrum kullanımının yönetiminden sorumludur. LTE’ye geçiş ve yararlarının maksimum düzeye çıkarılması ek spektrum gerektirdiğinden, hükümetin mevcut spektrumun operatörler arasında dağıtımını koordine etmesi gerekmektedir. ABD’de bu prosedür 1994 yılından beri FCC tarafından spektrum ihaleleriyle yürütülmektedir.

Küresel bakış açısıyla baktığımızda hükümetlerin LTE kullanılabilirliğinin sağlanmasında da önemli rolü vardır. LTE’nin spektrum esnekliği çoklu frekans bantlarında dağıtılmasına olanak sağlamaktadır. Fakat, söz konusu bantlar farklı ülkelerde homojenize edilmemişse, kullanıcıların her ülkede farklı cihaza ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle, hükümetlerin ortak spektrum bandı kararlaştırarak ülkeden ülkeye kusursuz kullanıcı mobilitesi garanti etmesi gerekmektedir.

Açık bir yönetmelik çerçevesi ve spektrum mevcudiyeti verildiğinde, 4G’ye geçiş operatörlere kalmaktadır. Bu geçişin verimini maksimize etmek için operatörlerin birkaç yönden hazırlanması gerekmektedir. İlk ve en önemli olarak, mobil operatörler 2G ve 3G altyapılarını geliştirmeyi ve pahalı radyo ve ağ altyapılarını değiştirmeden onları 4G işlevlerini destekleyecek şekilde yükseltmeyi hedefleyecektir. Bu açıdan, çekirdek ağda operatörler daha sonar basit yazılım yükseltmeleriyle 4G ağlarına genişletilebilecek 2G ve 3G bağlantısını destekleyebilen çözümler sürdürecek veya geliştirecektir. İkinci olarak, operatörlerin kamuya açık, geniş bir LTE cihazı aralığı olduğundan emin olması gerekmektedir. Pazara ilk girişi sağlamak için üreticilerin ve operatörlerin LTE cihazların ve hizmetlerinin sinerjistik bir şekilde fiyatlandırılması için birlikte çalışması gerekecektir. Üçüncü olarak, operatörlerin kapsadıklarını beyan ettikleri coğrafi alanda LTE ağ kapsamının tutarlı ve homojen olmasını sağlamaları gerekmektedir. Bunu başaramamak LTE’nin pazarlanan yararları sağlayamadığı algısını yaratacaktır.”


“TÜRKİYE’NİN REKABET ETME ZAMANI GELDİ”

 

4G’ye geçişte en kritik konuların başında frekans planlaması geliyor. Bu konuda teknik gereksinimler ve dünya örneklerinden yola çıkarak değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. İlhan Fuat Akyıldız, LTE’de çalışma testleri ve kapsam, yayılım modellerinin yapımı ve yeniden kalibre edilmesi yardımıyla kapsamlı bir hücre planlaması gerektiğini belirtti. Akyıldız, “Frekans planlama söz konusu olduğunda, LTE frekansının yeniden kullanımını benimsemektedir. Bu nedenle, LTE’de frekans planlaması en çok makro hücreler için kullanılabilecek frekans bandının seçilmesi ve TDD veya FDD LTE çift yönlü kullanma şeması kullanılıp kullanılmayacağıyla ilgilidir. Bitişik hücrelerden kaynaklanan parazit, hücreler arası parazit giderme teknikleriyle yönetilmektedir. Heterojen Ağ (veya HetNet) gibi makro hücrelerden ve altlarında yer alan küçük hücrelerden oluşan bir LTE dağıtımında, frekans planlama daha zor hale gelmektedir. Operatörlerin yardımcı kanal dağıtımı kullanıp kullanmama konusunda karar vermesi gerekmektedir. Yardımcı kanalı dağıtımı durumunda, operatörlerin makro hücreler ve küçük hücreler arasındaki paraziti en aza indirgemek ve bu ikisi arasında uygun bir yük dengesi elde etmek için maksimum iletim güçlerini dikkatli bir şekilde dengelemesi gerekmektedir. Aksi durumda, makro hücreler ve küçük hücreler farklı spektrum bantları kullanılarak dağıtılıyorsa, frekans planlama genelde en düşük zayıflamaya sahip olanları küçük hücrelere ayırırken, makro hücreler için en az zayıflama gerçekleştiren frekans bantlarını kullanmaya dayanmaktadır” diye konuştu.

Türkiye’de 4G’de yerli teknolojilerin kullanımı konusunda da “Bu harika bir fikir ve Türkiye’de gerçekleştirilmeli” yorumunu yapan Akyıldız, “Kurum içi ekipman gereksinimlerinin tamamıyla ilgilenmek zor değil. Bana göre Türkiye’nin iç araştırma, tasarım ve geliştirme gerçekleştirmesinin ve diğer lider milletlerle birlikte en önce rekabet etmesinin zamanı geldi” değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Akyıldız, özellikle Ar-Ge konusunda Türkiye’nin halen eksikliklerinin ve bir takım kültür sorunlarının olduğunun altını çizerken, Türkiye’nin, yeniliklere ve deneyimlere açık olması, bunlardan daha fazla yararlanması gerektiğine vurgu yaptı.




0 Yorum

Yorum Yap