REKABETİN KURALLARINI BÖLGESEL FARKLILIKLAR BELİRLİYOR

REKABETİN KURALLARINI BÖLGESEL FARKLILIKLAR BELİRLİYOR

Türkiye’de sosyo-ekonomik nedenlerle oluşan bölgesel farklılıklar elektronik haberleşme sektöründe rekabet koşullarını belirliyor. Elektronik haberleşme sektöründe 21 ilin diğer illere göre önemli ölçüde üstünlüğü bulunuyor.



Ülkelerin gelişmişlik düzeyi uluslararası rekabet koşullarını belirleyen en önemli etkenlerden biri. Ülke içerisinde bölgesel gelişmişlik farkları, sektörlerin şekillenmesinde büyük bir rol oynuyor. Telekom Dünyası Dergisi olarak çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgilerle, “Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde Bölgesel Farklılıklar” başlıklı analiz çalışması hazırladık. Elektronik haberleşme sektöründe öne çıkan illeri ve bunun nedenleri konusunda bilgilere yer verdiğimiz analiz çalışmasında, sektördeki gelişmelerin toplum ve ekonominin geneli açısından artan öneminin herkes tarafından kabul gördüğünden yola çıkarak, sadece toplum katmanları arasındaki iletişim açısından değil ekonomik kalkınma bakımından da elektronik haberleşme sektörünün büyük önem taşıdığına vurgu yaptık.

Yapılan araştırmalara göre, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün, yurt içi ve yurt dışı rekabet gücünü doğrudan etkilediği gibi inovasyon, verimlilik artışı, istihdam ve büyümeyi de önemli ölçüde destekliyor. Ancak sosyo-ekonomik nedenlere bağlı olarak arz ve talep yönünden elektronik haberleşme sektöründe rekabet koşulları, ülke genelinde bölgesel olarak farklılıklar gösteriyor.

Türkiye genelinde sosyo-ekonomik koşullara göre illerin gelişmişlik düzeylerine bakıldığında, ekonomi ve kalkınma stratejileri, teşvik politikaları gibi önemli stratejik kararların alınmasında oldukça etkin bir rol oynuyor. Ülke şartları bir bütün olarak ele alınmaktan çok bölgelere özel, daha gerçekçi ve etkili sonuçlar elde edebilmek adına gelişmişlik düzeylerine göre sıralama ve gruplandırmalar yapılıyor. Alınacak karar ve uygulamalarda bölgeler arasındaki farklılıkların gözetiliyor.

Özellikle son yıllarda sektörün üretkenliğe ve ekonomik büyümelere olan desteğinin daha da artırılması ve sürdürülebilir altyapı yatırımları için; ülkemiz illeri arasındaki gelişmişlik açısından ortaya çıkan büyük farklılıklar ve bu farklılıkların elektronik haberleşme sektörüne yansımaları dikkate alınmalıdır.

TÜRKİYE’DEKİ İLLER GELİŞMİŞLİK DÜZEYLERİNE GÖRE 6 GRUBA AYRILIYOR

Kalkınma Bakanlığı tarafından 2013 yılında hazırlanan “İllerin ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması” araştırmasında, tüm illerin gelişmişlik düzeyleri tespit edilerek bu düzeye göre 6 farklı gelişmişlik grubu belirlendi. Türkiye’de illerin gelişmişlik düzeyine göre 6 gruba ayrıldığı bu çalışmaya göre, gelişmişlik düzeyine göre iller arasındaki farklılıklar ise şu şekilde:

“Bölgesel kapasite ve potansiyel ile bireysel refah arasında denge kurarak seçilen 61 adet değişken ile yapılan değerlendirmeler neticesinde 4,51 (İstanbul) ile -1,73 (Muş) arasında değişen endeks değerleri elde edildi. İller bu endeks değerlerine göre gelişmişlik seviyeleri bakımından altı kademede sınıflandırıldı. Birinci kademede bulunan illerin endeks değerleri 1,00’den büyük, 2, 3, 4 ve 5 inci kademede olan illerin endeks değerleri 1,00 ile -1,00 arasında ve 6’ncı kademede bulunan illerin endeks değerleri ise -1,00’dan küçüktür. Ayrıca bu 6 kademe 15/06/2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yeni Teşvik Sistemi kapsamında da kullanıldı.”

İSTANBUL TEK BAŞINA İHRACATIN YARISINI KARŞILIYOR

Ülkemizdeki illerin 21’i yüksek/yükseğe yakın gelişmişlik düzeyine sahip iken 31’i düşük/düşüğe yakın düzeyde kalıyor. İstanbul ise tek başına ülke nüfusunun yüzde 18’ini ve ülke ihracatının yaklaşık yarısını karşılıyor. Ayrıca imalat sanayii işyerlerinin yaklaşık üçte biri ve ülke genelindeki OSB’lerde üretim yapılan parsellerin yarıdan fazlası İstanbul’da bulunuyor.

Maliye Bakanlığı hesaplamalarına göre Merkez Saymanlığı hariç, 2013 yılı bütçe gelirlerinin dağılımında ilk sırada 152 milyar 64 milyon 616 bin lira ile İstanbul yer alırken, 81 ilde toplanan gelirlerin yüzde 39,05'i İstanbul'dan geliyor. Ankara, 54 milyar 524 milyon 332 bin liralık gelir ile yüzde 14'lük paya sahip olurken; Kocaeli 10,64'lük orana, İzmir ise 37 milyar 463 milyon 626 bin liralık gelir ve yüzde 9,62'lik orana ulaşıyor. Sadece bahsi geçen bu dört ilin bütçe gelirlerine etkisi tüm Türkiye’nin yaklaşık %75’ini karşılıyor. 6. grupta yer alan ilerde ise yüksek işsizlik ve düşük istihdam oranları görülüyor. Demografik ve eğitim gelişmişlik göstergelerinin ise düşük seviyelerde kaldığını görüyoruz.

BÖLGELER ARASINDA UÇURUM VAR

Yapılan analizler ışığında bölgeler arasında ekonomik faaliyet göstergeleri açısından çok büyük arz ve talep farklılıkları bulunduğunu belirtebiliriz. Bu durum ülkemiz genelinde rekabet şartlarının homojen olarak dağılmadığını, pazarlama/satış ve yatırım stratejilerinde, sunulan hizmet fiyat ve çeşitliliğinde bölgeler arasında bir uçurumun varlığını ortaya koyuyor.

Kalkınma Bakanlığı’nın (Devlet Planlama Teşkilatı) 1996 yılından bu yana yaptığı SEGE çalışmaları, Temel Bileşenler Analizi (TBA) yöntemiyle 76 ilin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında bölgeler arasındaki bu ciddi farkların ülkemiz stratejik planları hazırlanırken detaylı olarak ele alındığı, gelişmişlik farklarına göre önlem ve aksiyonlar elde edilen bir çalışma olduğu görülmüştü. Bu çalışmalar, sosyo-ekonomik gelişme eğilimlerinin karşılaştırmalı şekilde izlenmesi, mekânsal farklılaşmanın ölçülmesi; yatırımcıların yer seçimi kararları, illerin teknoloji seviyeleri, bölgeler arası işgücü hareketleri gibi ulusal gelişmeyi de doğrudan etkileyen pek çok alanda büyümeyi tetikleyecek olan bölgesel teşviklerin analitik bir zemine oturmasının hedeflendiğini ortaya koyuyor.

GELİŞMİŞ İLLERDE REKABET DAHA YÜKSEK

Elektronik Haberleşme Sektöründe de coğrafi/bölgesel pazar tanımlama ihtiyacının, son yıllarda alternatif şebekelerin (kablo, fiber optik vb.) yaygınlaşması ve mobil işletmecilerin kapsama alanlarındaki artışla ciddi bir şekilde arttığı görülüyor. Mobil ve alternatif şebekelerin hizmet seviyesindeki artış, sundukları perakende hizmetlerdeki fiyat farklılaşması ve sunabildikleri bant genişliğinin artması beraberinde rekabet koşullarında da farklılaşmayı getiriyor. Alternatif işletmeciler, farklı müşteri gruplarınca tercih edilmeye başlandı ve bu işletmecilerin pazar payları da artmaya başladı. Özellikle ticari olarak daha çekici bir konumda olan büyük ve gelişmiş şehirlerde alternatif kablo ve fiber altyapılarıyla birlikte etkin rekabet ortamı oluştu. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından il bazında yayımlanan verilere göre de elektronik haberleşme sektörlerinde 21 ilin önemli ölçüde üstünlüğü dikkati çekiyor.

Örneğin genişbant erişiminde, gelişmiş bölgelerde altyapı rekabeti yoğun olarak yaşanırken, altyapı çeşitliliğinin olmadığı, sosyo-ekonomik farkların olduğu özellikle düşük ve orta düşük gelir düzeyli bölgelerde genişbant kullanım oranlarının da düşük kaldığı görülüyor. Fiber internet, kablo internet, 3N gibi farklı altyapıların yaygınlığında da aynı durum göze çarpıyor. Mart 2014 itibarıyla toplam 1,28 milyon fiber internet abonesinin 476 bini İstanbul’da, 139 bini İzmir’de ve 139 bini ise Ankara’da bulunuyor. Bu üç büyükşehirdeki abone sayısı toplam fiber internet abone sayısının yüzde 59’una denk geliyor. Kablo internet altyapısı ise Mart 2014 itibarıyla sadece 22 ilde kurulu olup 1,17 milyon kablo TV, 492 bin kablo internet abonesi bulunuyor.

SEKTÖREL ANALİZLER BÖLGELERE GÖRE YAPILMALI

İllerin SEGE-2011 puanı ve sabit genişbant penetrasyonu karşılaştırıldığında ortaya çıkan yüksek korelasyon, sektörde yer alan ürünlerin sosyoekonomik gelişmişlikle bağlantılı olduğunu doğruluyor. Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde son yıllarda yaşanan gelişmeler ve bu teknolojilerin yaygın kullanımı, sayısallaştırılabilen her türlü bilginin iletimi, işlenmesi ve saklanmasını büyük ölçüde kolaylaştırıp ucuzlatırken, bu tür bilginin girdi olarak kullanıldığı tüm ekonomik ve sosyal aktivitelerin yapısını değiştirmek ve daha önce olmayan yeni ürün ve hizmetlerin ortaya çıkmasına yol açmak suretiyle bilgi tabanlı yeni bir ekonomik yapının oluşumuna zemin hazırlanıyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerini geliştiren, mal, hizmet ve bilgi üretim süreçlerinde etkin şekilde kullanan ve bu teknolojilerin ortaya çıkardığı bilgi ağlarında etkin olan toplumların diğerlerine nispetle güçlendiği ve refahlarını artırdığını biliyoruz. BİT, sektörlerin üretkenliğine ve maliyet etkinliklerine katkıda bulunduğu gibi rekabeti tetikliyor, ekonomik büyümeleri de destekliyor. Bu anlamda Bölgesel farklılıkları dikkate alan düzenleme perspektifi ülkemizin rekabetçi gücünü artırmaya destek olacaktır demek yanlış olmaz.

2015 yılında tek pazar stratejisi üzerine yayımlanan Avrupa Birliği Komisyon kararlarında elektronik haberleşme sektörüne ilişkin, altyapı rekabetinin mevcut olduğu bölgelerde düzenlemelerin gözden geçirilerek, bu sayede yeni nesil altyapıların yaygınlaşmasında destekleyici bir rol üstlenilmesi gerektiği önerileri yer aldı. İngiltere, Polonya, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Litvanya gibi AB ülkelerinde ise yapılan pazar analizi çalışmalarında rekabetin yoğun olarak yaşandığı bölgeler tespit edildikten sonra bölgesel pazar analizi metodolojisi uygulanarak sektördeki altyapı rekabetinin büyümesi teşvik edildi. Özellikle son yıllarda sektörün üretkenliğe ve ekonomik büyümelere olan desteğinin daha da artırılması ve sürdürülebilir altyapı yatırımları için; ülkemiz illeri arasındaki gelişmişlik açısından büyük farklılıklar ve bu farklılıkların elektronik haberleşme sektörüne yansımaları dikkate alınmalıdır.

Dünya örneklerinde görüldüğü üzere farklı ortam ve koşullarda bile standart çerçeveye sahip düzenlemeler artık geçerliliğini yitirdi. Ülkemizde de rekabet ortamı ve elektronik haberleşme sektöründe yer alan hizmetlerin kullanımı açısından birbirinden belirgin şekilde ayırt edilebilen yerlerin; sektöre ilişkin yapılan analiz ve çalışmalarda bölgesel olarak ayrı başlıklar altında ele alınması gerekiyor. Böylece ülkemizde genişbant pazarının daha verimli büyümesi, dijital uçurumun daha hızlı kapanması, inovasyon ivmesinin artırılması ve tüketici seçeneklerinin artması söz konusu olacaktır.




0 Yorum

Yorum Yap