-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Tayfun Acarer
“Türkiye, İnternet kullanımında dünyada ilk 20 ülke arasında bulunuyor ve ICT sektöründe 358 lisanslı işletmeci mevcuttur. Numara taşıma uygulamasının başladığı 13 aylık sürede 11 milyon kişi numara taşıdı.”
TELEKOM DÜNYASI: Sayın Acarer, son verilere göre, Türkiye’deki telekomünikasyon, bilgi ve iletişim sektörünün büyüklüğü konusunda bilgi verebilir misiniz?
DR. TAYFUN ACARER: Türkiye’de son on yılda, politika belirleyici, düzenleyici ve işletmecilerin hem ayrı ayrı ve hem de birlikte yaptıkları faaliyetlerin sonucunda çok önemli gelişmeler yaşandı. Bunun sonucunda şimdi 33 milyar Dolar büyüklüğe sahip bir ICT sektörümüz var. Telekomünikasyon Sektörü Pazar Büyüklüğü, 24 Milyar dolara Bilişim Sektörü Pazar Büyüklüğü ise 9 Milyar Dolar’a ulaşmıştır. Sabit Abone Sayısı 17,6 milyon, Mobil Abone Sayısı ise 67 milyon civarındadır. Son bir kaç yıldaki hızlı artışla, Geniş bant Abone Sayısı 7,1 milyona, uygulamaya başlamasının üzerinden henüz altı ay bile geçmemiş olmasına rağmen 3G abone Sayısı 6 milyona ulaşmıştır. İnternet Kullanıcı Sayısı 40 milyon civarındadır. Türkiye, İnternet kullanımında dünyada ilk 20 ülke arasında bulunmaktadır. ICT sektöründe 358 lisanslı işletmeci mevcuttur. 2004 yılında serbestleşmenin başlamasının ve 2008 yılı sonunda Elektronik Haberleşme Kanunu’nun çıkarılmasından sonra yetkilendirme usullerinin kolaylaştırılmasının işletmeci sayısındaki bu artışa katkısı olmuştur. Daha da önemlisi, sektörde tüketicinin kullanımı artmıştır, yeni hizmetler talep edilmektedir. 2009 sonu itibariyle, Ses trafiği, 128,6 milyar dakika, SMS trafiği 121.5 milyar adettir. Bunlar azımsanmayacak kadar önemli miktarlardır.
TELEKOM DÜNYASI: 2009 yılında BTK’nın tamamladığı faaliyetler nelerdir?
DR. TAYFUN ACARER: 2009 yılında düzenlemesi tamamlanıp, uygulamaya başlanmış olan konularda başarılı sonuçlar alındı. Öncelikle bunlardan örnekler vermek istiyorum. Örneğin, Numara Taşıma Sistemi’nde gerek sistemin çalışması açısından, gerekse, işletmecilerin numara taşıma uygulamasının yarattığı rekabet ortamında, tüketici lehine kampanyalar ve tarifeler belirlemeleri açısından çok başarılı sonuçlar alındı. Uygulamanın başladığı 13 aylık sürede 11 milyon kişi numara taşıdı. Bu sistemin yazılımı BTK’nın hazırladığı programa uygun olarak yerli bir firma tarafından gerçekleştirildi. Başka ülkede örneği görülmeyen bir trafik yoğunluğuna rağmen sistem başarılı bir şekilde çalışıyor. Hiç bir sıkıntı yaşamadık.
2009 yılında e-İmza ve Mobil İmza Uygulaması yaygınlaştırıldı, 190 bin kullanıcıya ulaşıldı. Mobil elektronik imzada dünya, Türkiye’de geliştirilen sistemi örnek alarak kullanmaya başladı ki bu da çok önemli bir gelişmedir.
Yine, geçtiğimiz bir kaç yıldır çok önemli mesafeler kat edilen bir çalışma da Mobil Kapsama Alanı İyileştirilmesi konusunda yapıldı. Nüfus kapsama oranı yaklaşık yüzde 99, Coğrafi kapsama oranı yaklaşık yüzde 85’e çıkarıldı. 2. Nesil mobil kapsama alanı konusunda nüfusa göre kapsama alanı sağlama yükümlülüğü getirilmiş ancak coğrafi olarak kapsamaya ilişkin kriter belirlenmemişti. Bizim çalışmalarımız sonucunda işletmecilerin mobil kapsama sağlayacakları coğrafi alana ilişkin kriter de belirlendi ve çok kısa sürede yüksek bir kapsama iyileştirmesi temin edildi.
Geçtiğimiz yıl arkadaşlarımızın Kısa Mesajlarda Türkçe harf karakterlerinin uluslararası standartlar içine alınması ve üretilecek cihazların bu karakterleri desteklemesi için yapılan yoğun çalışmalar olumlu bir sonuç alınmış ve Türkçe harf karakterleri uluslararası standartlar arasında yayınlandı.
Tabii 2009 yılında gerçekleştirilen önemli bir çalışma da 3. Nesil Yetkilendirmesi’nin yapılmasıdır. Bu yetkilendirme ile 1 milyar Avro gelir hazineye aktarıldı. Ayrıca, işletmecilerin ciddi yatırımları da ekonomiye önemli katkı sağladı. 30 Temmuz 2009 tarihinde 3G işletmecileri aynı anda hizmet vermeye başladılar. Yeni teknolojiye çabuk adapte olabilen genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Biz 3. Nesil lisanslamasını çok iyi bir zamanlama ile yaptık. Bunda Sayın Ulaştırma Bakanımızın bize verdiği desteği hatırlatmakta yarar görüyorum.
Yetkilendirmede 5809 sayılı yasanın öngördüğü şekilde bildirime ve izine tabi olarak yetkilendirme verdiğimiz birçok işletmeci faaliyetine başladı. Bu arada, Sabit Telefon Hizmeti (Şehir İçi) Yetkilendirilmesi ve Sanal Mobil Hizmet işletmeciliği yetkilendirmesi de yapıldı.
Tüketiciler tarafından beklenen bir gelişme de vergi indirimi idi. Sabit ve mobil İnternet’te vergi indirimi temin edildi ve bu tüketicinin faturasına doğrudan yansıdı. Bildiğiniz gibi her platformda, vurguluyorum. Yerli üretimin artırılması ve Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan payın artırılması ülkemizin geleceği açısından çok önemli. İletişimde 2023 hedefi, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payının yüzde 2,5 seviyesine çıkarılmasıdır. Bu günden bu konuda önemli adımlar atılıyor. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca 2009 yılında BTK gelirlerinin yüzde 20’si Ar-Ge’nin desteklenmesi için ayrıldı. Sektörden elde edilen gelirin, önemli bir oranının yine sektörün gelişimi için ayrılması çok önemli bir gelişmedir. Yılın son çeyreğinde kamuoyuna da yansıdı biliyorsunuz, yerli cep telefonu ve “connect card” üretimi gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl içinde de AİS cihazının üretilmesi ve 2009’da LRIT cihazının ve yazılımının üretilip pazarlanması önemli gelişmelerdi.
İnternet kullanımında kullanıcıların sayısının artmasının, İnternet’in günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmesinin bize yüklediği bir sorumluluk da, İnternet’in güvenli kullanımı ve bilgi güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu konuda öncelikle gençleri, çocukları ve aileleri zararlı içeriklere maruz bırakmamak için, bu tür içeriklerin İnternet sitelerinden çıkarılmasının sağlanması veya erişimin engellenmesi faaliyetleri başarılı bir şekilde sürdürülmektedir. Bir yandan da bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. 2009 yılında Güvenli İnternet için 12 milyon "Güvenli İnternet Kullanımı İçin Tavsiyeler" adlı kitapçık bastırılarak ilköğretim okullarına dağıtılmıştır.
TELEKOM DÜNYASI: Tayfun Bey, BTK olarak son dönemlerde abone rakamlarını şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşıyorsunuz. Bu arada bazı operatörler de birinci olduklarını iddia ediyorlar. Bu iddialar kimi zaman tüketicinin de kafasını karıştırıyor? BTK, rakamları kamuoyuna açıklamanın yanı sıra operatörlerin bu tür beyanlarını denetliyor mu? Bu konuda başka ne gibi uygulamalarınız var?
DR. TAYFUN ACARER: İşletmecilerin denetimi, aramızda imzalanan İmtiyaz Sözleşmeleri’nden kaynaklanan hakları ve yükümlülükleri ile tabi oldukları birincil ve ikincil mevzuat çerçevesinde yapılmaktadır. Denetimler sonucu gerekli görülüyorsa uyarılar, uyulması gereken kararlar ya da idari ve cezai yaptırımlar belirlenerek, uygulanmaktadır. Ancak, ülkemizde ticari faaliyette bulunan işletmecilerin tabi oldukları çeşitli mevzuatların getirdiği hakları ve sorumlulukları da vardır ve bunların takibi de başka kurum ve kuruluşlarca yerine getirilmektedir. Dolayısıyla, işletmeciler, kendi pazarlama stratejilerine uygun olarak çeşitli açıklamalar, tanıtımlar, reklamlar v.b. yaptıklarında bu hususları göz önüne alırlar, daha doğrusu almalıdırlar; çünkü çok yönlü bir denetleme mekanizması mevcuttur. Daha da önemlisi, tüketiciler gittikçe daha fazla bilinçlendikleri için en iyi denetimi onlar yapmaktadırlar. Biz özellikle tüketici hakları açısından yanlış ve yanıltıcı olabilecek açıklamalara müdahale ediyoruz.
TELEKOM DÜNYASI: 3G'de kısa zamanda 6 milyon aboneye ulaşıldı. Bu kadar kısa zamanda bu kadar bir abone bekleniyor muydu? Birkaç ay önce ABD'de 4G testleri başladı. Hatta 4G uyumlu telefonların satışa sunulması dahi bekleniyor. Sizce Türkiye’de 4G ne zaman gündeme gelebilir? Ayrıca Wimax'in devreye girmesi 3G'nin hızını keser mi?
DR. TAYFUN ACARER: Türkiye’de 3. Nesil hizmetlerin verilmesi için kurulan altyapı ve verilen hizmetler, halen dünyadaki en ileri seviye ile aynıdır. 3. Nesil’e, 3.75 hatta 3.9 dediğimiz versiyon ile başladık. Bunun ülke kaynaklarının heba edilmemesi gibi ilk anda akla gelebilecek bir sonucu var. 3. Nesil hizmetler görüntülü konuşma gibi özelliklerinden biri ile yetinilecek bir teknoloji değil. Veri haberleşmesinde, İnternet erişiminde gün geçtikçe yaşamımıza daha fazla girecek. Zaman zaman dile getiriyorum, yeni teknoloji kullanmaya yatkın, bu teknolojilerin özelliklerinden yararlanarak yeni içerikler geliştirebilen bir insan kaynağımız var. Bu avantajımız, kısa süre içinde abone sayısında böyle bir rakama ulaşılmayı sağladı. 2. nesil abonelerden 3. Nesil aboneliğe geçişte, Kurumumuzu yaptığı düzenlemenin kolaylaştırıcı olması, ara bağlantı ücretlerinin düşük belirlenmesi de bu konuda etkendir. 4. Nesil, henüz dünyada ticari olarak hizmet vermiyor. Test aşamasında olan bir teknoloji… Türkiye’ye, ne zaman geleceği, yapılacak testler sonunda ticari olarak kullanılmaya başlamasının izlenmesi ve ülke ihtiyaçları doğrultusunda yapılacak bir planlamanın uygulanması ile olacaktır. Bu nereden baksanız 4-5 yılı bulabilir. Wimax ile 3. Nesil birbirlerini engellemeyecek iki ayrı teknoloji uygulamasıdır. Dünyadaki örneklerine de baktığımızda bunun böyle olduğunu görüyoruz. Wimax yetkilendirmesine ilişkin süreç de devam ediyor.
TELEKOM DÜNYASI: Yine geçtiğimiz aylarda IT'nin, telekomünikasyonu geride bırakacağına dair bir açıklamanız oldu. Bu konuyu biraz açabilir misiniz lütfen?
DR. TAYFUN ACARER: Hatırlattığınız bu açıklamamda da düzenleme çalışmaları açısından bakıyorum ben konuya. 2000 yılından bu yana telekomünikasyon alanında düzenleme ve denetleme çalışmaları yapan Kurumumuz, 5809 sayılı kanun ile Kurum ismine “Bilgi Teknolojileri” ibaresini de eklemek suretiyle bu alanda da düzenleme çalışmalarına başlamıştır. Her ne kadar Kurumumuz e-imza gibi iletişim sektörü dışında bilgi teknolojisi sektörüyle ilgili düzenleyici olarak çalışmalar yürütmüş olmakla birlikte 5809 sayılı Kanun ile isminin “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)” olması sonrasında, bilişim sektörü ile ilgili kapsamlı bir düzenleyici çerçeve oluşturma çalışmalarını başlattı. Bilgi teknolojileri son derece geniş bir kavram... Yakınsama kavramının ortaya çıkmasıyla birlikte bu sektörün ilgi alanı daha da genişledi. Biz şimdiye kadar ki çalışmalarımızda yöntem olarak hep ilgili tarafları dinlemeyi ve ortak akılla bir düzenleyici çerçeve oluşturmayı seçtik. Üniversite, kamu ve özel sektör, sivil toplum kuruluşlarının fikirleri bize çok yardımcı oldu. Görev sahamıza son yıllarda katılmış olan bilgi teknolojileri alanında da bu yöntemi izlemeye devam ediyoruz.
TELEKOM DÜNYASI: Geçtiğimiz günlerde ülkemizde ilk cep telefonu fabrikasının temelleri atıldı. BTK’nın, konuya ilişkin düşüncelerini öğrenebilir miyiz?
DR. TAYFUN ACARER: Üzerinde önemle durduğum konular var siz de takip ediyorsunuz. Yerli üretimin, Ar-Ge faaliyetlerinin ve yerli fikri mülkiyetin artırılması. Bu hususlarda, BTK, kamu kuruluşları, üniversiteler ve özel kuruluşlardan desteğini hiç bir zaman esirgememektedir, gerekli işbirliğini gerçekleştirmektedir. Özellikle mobil iletişimde, 1., 2. ve 3. Nesil teknolojide üretim yapmayarak, kelimenin tam anlamıyla yalnızca kullanıcı konumunda kalarak oldukça yüklü bir kaynağın yurtdışına çıkmasına neden olundu. Hiç bir ülke, hiç bir telekomünikasyon cihazını baştan sona kendi olanaklarıyla tasarlayıp, kendi girdilerini kullanarak üretip, yine kendisi tüketmemektedir. Ancak olabildiği kadar teknoloji gerektiren üretimin ülkemizde yapılmasını sağlamak, hem nitelikli insan gücünün istihdamı açısından, hem ülke kaynaklarının ülke içinde kullanılması açısından ve hem de dünya pazarında söz sahibi olmayı temin edebileceği için önemlidir. Biz BTK olarak yerli üretimi her zaman destekliyoruz. Gelişmenin sağlanabilmesi için öncelikle başlamak gerektiğine inanıyoruz ve tabii ki tüketicinin de bu ürünü tercih ederek desteğini göstermesini umuyoruz.